make the poor family's girls to go to school and go on their education Learn More
BRIDGE TO TURKIYE (a 501(c)(3) nonprofit)
Updated: The cause has reached 49,000 members.
Help everyone get a job!!! job listings: http://www.myjoblistings.info welcome to join us : http://apps.facebook.com/causes/... Help everyone get a job!!!
Türkan Saylan hanımefendi bu konuda çok uğraş verdi ancak örümcek kafalıların hışmına uğradı..nur içinde yatsın
Kizlar evliligi care diye dusunmeyiniz. Okuyup mesleginizi kazanmak ve kendi ekonomik bagimsizliginizi elde etmek her seye caredir. Cenk Oran cok guzel soyluyor, dunyanin binbir cesit hali var. kazma,hoduk,kendini bilmez,kaba kuvvet meraklisi, egitimli-egitimsiz-cahil,kompleksli ,parazit erkekler tarafindan dovulmesin,sovulmesin vede ezilmesin. Agzina saglik CENK ORAN
Evet magdur kalmamak icin mecburuz okumaya. Haydi kizlar inat edip ailelerinizi ikna edin ve okula gidin. Bu sizin hayat sigortaniz. Herhangi bir evleneceginiz adam degil,.,....
Evet magdur kalmamak icin mecburuz okumaya. Haydi kizlar inat edip ailelerinizi ikna edin ve okula gidin. Bu sizin hayat sigortaniz. Herhangi bir evleneceginiz adam degil,.,....
Kizlarimiz okusunlar kendilerini cok iyi egitip yetistirsinler ,kendi ayaklari uzerinde saglamca bassinlarve ekonomik ozgurluklerini ellerine alsinlarki. kazma,hoduk,kendini bilmez,kaba kuvvet meraklisi, egitimli-egitimsiz-cahil,kompleksli ,parazit erkekler tarafindan dovulmesin,sovulmesin vede ezilmesin.Ne Turkiyede nede dunyanin herhangi bir yerinde nekadar utopik olsada umudum hep var.:))Yasadigim muddetce de var olacak.
Kizlarimiz okusunlar kendilerini cok iyi egitip yetistirsinler ,kendi ayaklari uzerinde saglamca bassinlarve ekonomik ozgurluklerini ellerine alsinlarki. kazma,hoduk,kendini bilmez,kaba kuvvet meraklisi, egitimli-egitimsiz-cahil,kompleksli ,parazit erkekler tarafindan dovulmesin,sovulmesin vede ezilmesin.Ne Turkiyede nede dunyanin herhangi bir yerinde nekadar utopik olsada umudum hep var.:))Yasadigim muddetce de var olacak.
Please support my cause, Around-n-Over.
Erden Eruc a desteginiz icin
To join, follow the link below:
http://apps.facebook.com/causes/...
Please support my cause, Around-n-Over.
Erden Eruc a desteginiz icin
To join, follow the link below:
http://apps.facebook.com/causes/...
Kadınlar,sadece bugün değil;çeşitli zamanlarda çeşitli coğrafyalarda sürekli baskı altında tutulmuş,ezilmiş,ikinci plana atılmıştır.Örneklerine arap coğrafyasında daha da çok rastlanırken,avrupa coğrafyasında da buna benzer kadın hakları ihlalleri görülür.Bunu aslında ekonomik sebepler,az gelişmişlik,din baskısı gibi nedenlerle açıklıyorlar,ama bu nedenleri çıkartanlar da insanlar olduğu için ortada tek bir sebep var..İNSAN...özellikle erkek doğası..Tanımlandırılamayan bir erkek egemenliği isteği.Eskiden sadece biz erkeklerde kusur bulurdum,çünkü kendine çeşitli unsurlarda güvensiz erkek her zaman kadına baskı yapar,kendini ilk önce kendine ve karşısındaki kadına ispatlamak için..Ama şimdi görüyorum ki,kadınlarda da büyük suç var.O da şu..Biz erkekler,öz eleştirimizi yaparken bir de bakmışız ki,kadının kendisi ezilmek istiyo,kendini soyutlamak istiyo,saklanmak istiyo,erkeğin arkasına atılmak istiyo.Yine erkek egemenliğinin bir ürünü olan kara çarşafı giymek istiyor.Bunu için eylem yapıyor.ÖZGÜRLÜĞÜNÜN KISITLANMASI İÇİN ÖZGÜRLÜK istiyor.O zaman anlıyorum ki,kadının kendi haklarını istemesi için ilk önce kendine hak tanıması lazım.Bu da eğitimle oluyor işte..Eğitim de okulda oluyor.Ve lütfen kızlarımızı okula gönderelim.Okumayan bir kadın,her zaman,gücün kasta olduğunu zanneden erkeklerin ekmeğine yağ sürecektir....HAYDİ KIZLAR OKULA...
Kadınlar,sadece bugün değil;çeşitli zamanlarda çeşitli coğrafyalarda sürekli baskı altında tutulmuş,ezilmiş,ikinci plana atılmıştır.Örneklerine arap coğrafyasında daha da çok rastlanırken,avrupa coğrafyasında da buna benzer kadın hakları ihlalleri görülür.Bunu aslında ekonomik sebepler,az gelişmişlik,din baskısı gibi nedenlerle açıklıyorlar,ama bu nedenleri çıkartanlar da insanlar olduğu için ortada tek bir sebep var..İNSAN...özellikle erkek doğası..Tanımlandırılamayan bir erkek egemenliği isteği.Eskiden sadece biz erkeklerde kusur bulurdum,çünkü kendine çeşitli unsurlarda güvensiz erkek her zaman kadına baskı yapar,kendini ilk önce kendine ve karşısındaki kadına ispatlamak için..Ama şimdi görüyorum ki,kadınlarda da büyük suç var.O da şu..Biz erkekler,öz eleştirimizi yaparken bir de bakmışız ki,kadının kendisi ezilmek istiyo,kendini soyutlamak istiyo,saklanmak istiyo,erkeğin arkasına atılmak istiyo.Yine erkek egemenliğinin bir ürünü olan kara çarşafı giymek istiyor.Bunu için eylem yapıyor.ÖZGÜRLÜĞÜNÜN KISITLANMASI İÇİN ÖZGÜRLÜK istiyor.O zaman anlıyorum ki,kadının kendi haklarını istemesi için ilk önce kendine hak tanıması lazım.Bu da eğitimle oluyor işte..Eğitim de okulda oluyor.Ve lütfen kızlarımızı okula gönderelim.Okumayan bir kadın,her zaman,gücün kasta olduğunu zanneden erkeklerin ekmeğine yağ sürecektir....HAYDİ KIZLAR OKULA...
HELP END POVERTY NOW!!! - Yardım Son Dünya Açlık - Ayuda Acabar El Hambre En El Mundo Hambre - Aider La fin Mondial Faim - Auta poistamaan nälänhätä maailmasta - עזרו להפסקת הרעב הגלובאלי - 力添え ・ワールド 饑餓
Building bridges between communities is a powerful force for social change. Help us make that change & help spread awareness by joining our cause.
http://apps.facebook.com/causes/... ">TAKE ACTION BY JOINING THE FIGHT
HELP END POVERTY NOW!!! - Yardım Son Dünya Açlık - Ayuda Acabar El Hambre En El Mundo Hambre - Aider La fin Mondial Faim - Auta poistamaan nälänhätä maailmasta - עזרו להפסקת הרעב הגלובאלי - 力添え ・ワールド 饑餓
Building bridges between communities is a powerful force for social change. Help us make that change & help spread awareness by joining our cause.
http://apps.facebook.com/causes/... ">TAKE ACTION BY JOINING THE FIGHT
Updated: The cause has raised $50.
Darbeler, Kadınlar ve çocuklar
Birinci Darbe: 1960, 27 Mayıs
Millet olarak kendimize attığımız kazıkları dile getirmenin ve kafamızı politikacıların açtığı çukurdan çıkarıp birazcık düşünmenin zamanı. 1960 yılı daha babam ve annem çocukken; ileri toplum olmamızın önünü açacak Mustafa Kemal devrimleri yokluğunda emperyalizm tarafından törpülenmeye devam ederken ve ülkeyi yönetenlerin bugün olduğu gibi geleceği düşünüp adımlar atmak yerine küçük hesaplar yaptığı o günler. İşte böyle bir ortamda büyümüş benim annem ve babam. Ülkemin içindeki ateş hep kor tutulmuş ne zaman ihtiyaç duyulsa alevlendirilmiş. Bunu her defasında çözmüşüz ama kimsecikler oturup aklı başında adımlar atmaya cesaret edememiş. Ülkemizin 27 Mayıs 1960 darbesini yaşaması kaçınılmaz hale getirilmiş. O günleri düşünün... Millet fakirlik içinde seçimlerinden usanmış, kurtuluş savaşımızda omuz omuza ülke için ölen neslimizin evlatları birbirine düşmüş. Konuyu inceden kadınlara getirelim 27 Mayıs 1960. Çok korkmuş annem ve ailesini korumak durumunda kalan babam... Onları korkutan asker değilmiş onları korkutan siyasi emelleri ve kişisel egoları uğruna ülkemizi huzursuzluğa sürükleyen siyasilermiş. Babam doğal olarak sert ve sinirli bir çocuk olmuş annem ise gelecek nesilleri yetiştirecek bir anne adayı olarak daha bir içine kapanmış.
İkinci Darbe: 1971, 12 Mart
Bu tarihe gelene kadar ülkemin ateşten gömleği üzerinden hiç çıkmamış. Annem ve babam ergen yıllarındaymış ve henüz tanışmamış, kardeş kavgası körüklenmeye devam etmiş, ülkeden gerginlik hiç eksik olmazmış. TSK ülkeyi yönetemeyenleri uzun demokrasi eziyetinden sonra uyarma mecburiyetinde kalmış.
Her darbe sonrası bölümde olduğu gibi millet daha çok içe dönmüş; erkek evlatlar kötü olaylara iştirak etmesinler diye yuva sahibi yapılmış, kadınların seçme şansları daha da azalmış... İkinci darbe sonrası bu bölümde annem ve babam evlenmiş. 1974 yılı ya Mart sonu ya da Nisan ayının henüz başı bilinmeyen bir gecede hayat dolmuş anneciğim.
10 Aralık 1974
Bir merak, ardından binlerce merak ve milyonlarcası… Nasıl bir yermiş bu dünya? Bir çocuk nasıl büyür ve en çok kimden, nasıl öğrenir hayatı? Şüphesiz bu sorunun cevabını hepimiz biliyoruz. Bu noktadan sonra oturup annemi anlatmaya devam etmeyeceğim. Şimdi biraz daha genel görünüşe bakalım ve toplumumuzun sosyolojik gelişimini sekteye uğratan şu darbelere geri dönelim. Deyinmeden geçmeyeceğim; içine sevgiden çok korku ekilen çocukların ayakları yere sağlam basmaz. Anneler ve babalar şu ana kadar anlatmaya çalıştığım olumsuz şartlarda büyüdüler ve büyüttüler. 70’li yıllar geride kalmak üzereydi. Annem benle beraber 77 ve 79 yılının güzel ekinlerini de sevgiyle canla başla yetiştirmeye çabalarken ilkokul çağım yoğun isteğim üzerine 1yıl erken başlayacaktı. Heyecanım dorukta ilkokul alışverişleri yapılıyor ve çok mutluyum derken…
Üçüncü Darbe: 1980, 12 Eylül
Sokaklarda kalabalık bir grup önde ve arkasında koşuşturan polisler. İlkokul yılımda sokağa çıkmanın mümkün olmadığı durumlar yaşıyorum. Anneciğim korkuyorum… Annem ve babam çocukken yapılanlar şimdi bana yapılmaya başlanmıştı. Ülkem insanlarının arasına nifak tohumları atılıp yine birbirine düşürülüyordu. Bu emperyalist (sosyolojik çökertme) hareketiyle nesiller boyu devam ettirilmesi planlanan bir oyun oynanıyordu. Böylece başımızı kaldırıp geleceğe bakmamız engellenecekti… Anlamadığım şey; hiç mi ders alınmaz tarihten?
Hayat Bilgisi…
Siyasiler politik güçlerini beslemek adına neden bu oyuna gelirler? Haksızlık edemem. 1980, 12 Eylül öncesinde halkını korumak ve yaşatmak için ülke yönetimine talip olmuş, güvenilmiş, sevgi ve barış ortamını sağlamış, baskılara boyun eğmemiş, dünyayı karşısına almış cesur bir adam da gelmiş başımıza. Doğduğum yıl bu cesur özü sözü bir adamın sevgisini yüreğinde taşıyormuş bu halk. Bana da ismimi vermiş ne diyeyim toprağı bol olsun…
1980, 12 Eylül
TSK tüm siyasileri birden cezalandırmıştı. Alın işte mutlu musunuz gaflet içinde olanlar? Bir darbe daha geldi başımıza… 80 sonrası şirazesinden çıkmış politikacılar bir süre tatil yaptılar. Şimdi karşımıza çıkıp günah çıkaranlar bile var aralarında. Kimse kızmasın zaten içimize ekilen bu kızgınlık tohumları hatalar yapmamıza sebep oluyor. Kadınlarımız erk düzenin baskıları altında kendilerini geliştirmeye ve doğal olarak çocuklarını bir yaşa kadar korkuyla terbiye etmeye devam ediyorlar. Onları suçlayamayız suçlular belli. Suçlu bize gelecekle ilgili korkular yaşatmaya devam eden politik yaklaşımların sahipleri.
Son Darbe 1997, 28 Şubat
Hayatının dönüm noktalarında darbeler yaşamış anne, baba ve çocuklar. Bakınız yakın tarihimize; yine içine kapanmış bir toplum olmamız yönünde besleniyoruz. Birileri hakkımızda hayırlı olmayan her politik düşüncenin arkasında duruyor, birileri bizi içten bölmeye çalışılıyor. Ülkemizin doğusuna musallat olan terör belası bizleri darbeler kuşağını yaşamak zorunda bırakanların icadı. Askerimiz Cumhuriyet kazanımlarını tehlike altında görüyor ve sözüm ona birkaç aydın siyasilerin günahlarını askerin üstüne yıkmaya çalışıyor. Darbelere taraftar olmamız mümkün değil ama bizi bu noktalara getiren yanlışları ve seçimlerimizi düşünebiliriz.
Son olarak sana bir sözüm daha var emlak zengini şovenist adam. Elindeki kara kutuyu kara zihniyetlere ve politikacılara çevir. Ya da göremediğin kadınların sorunlarına değinecek projelere. Ne o cesaretin yok mu? Maddi kazançlarını ülke değerlerinin üzerinde mi tutuyorsun? Ne yaparsan yap bu senin bir korkak olduğun gerçeğini değiştirmeyecektir. Bir dönemi eleştirdiğini düşünüyor ve bu dönemin sancılarının gerçek suçlularını görmezden gelip, küçük hesaplarla popülerliğini katlamaya çalışıyorsun. Sen kim olduğunu biliyorsun Popüler Kültür Bağımlısı Sahte Kahraman…
BK.
Darbeler, Kadınlar ve çocuklar
Birinci Darbe: 1960, 27 Mayıs
Millet olarak kendimize attığımız kazıkları dile getirmenin ve kafamızı politikacıların açtığı çukurdan çıkarıp birazcık düşünmenin zamanı. 1960 yılı daha babam ve annem çocukken; ileri toplum olmamızın önünü açacak Mustafa Kemal devrimleri yokluğunda emperyalizm tarafından törpülenmeye devam ederken ve ülkeyi yönetenlerin bugün olduğu gibi geleceği düşünüp adımlar atmak yerine küçük hesaplar yaptığı o günler. İşte böyle bir ortamda büyümüş benim annem ve babam. Ülkemin içindeki ateş hep kor tutulmuş ne zaman ihtiyaç duyulsa alevlendirilmiş. Bunu her defasında çözmüşüz ama kimsecikler oturup aklı başında adımlar atmaya cesaret edememiş. Ülkemizin 27 Mayıs 1960 darbesini yaşaması kaçınılmaz hale getirilmiş. O günleri düşünün... Millet fakirlik içinde seçimlerinden usanmış, kurtuluş savaşımızda omuz omuza ülke için ölen neslimizin evlatları birbirine düşmüş. Konuyu inceden kadınlara getirelim 27 Mayıs 1960. Çok korkmuş annem ve ailesini korumak durumunda kalan babam... Onları korkutan asker değilmiş onları korkutan siyasi emelleri ve kişisel egoları uğruna ülkemizi huzursuzluğa sürükleyen siyasilermiş. Babam doğal olarak sert ve sinirli bir çocuk olmuş annem ise gelecek nesilleri yetiştirecek bir anne adayı olarak daha bir içine kapanmış.
İkinci Darbe: 1971, 12 Mart
Bu tarihe gelene kadar ülkemin ateşten gömleği üzerinden hiç çıkmamış. Annem ve babam ergen yıllarındaymış ve henüz tanışmamış, kardeş kavgası körüklenmeye devam etmiş, ülkeden gerginlik hiç eksik olmazmış. TSK ülkeyi yönetemeyenleri uzun demokrasi eziyetinden sonra uyarma mecburiyetinde kalmış.
Her darbe sonrası bölümde olduğu gibi millet daha çok içe dönmüş; erkek evlatlar kötü olaylara iştirak etmesinler diye yuva sahibi yapılmış, kadınların seçme şansları daha da azalmış... İkinci darbe sonrası bu bölümde annem ve babam evlenmiş. 1974 yılı ya Mart sonu ya da Nisan ayının henüz başı bilinmeyen bir gecede hayat dolmuş anneciğim.
10 Aralık 1974
Bir merak, ardından binlerce merak ve milyonlarcası… Nasıl bir yermiş bu dünya? Bir çocuk nasıl büyür ve en çok kimden, nasıl öğrenir hayatı? Şüphesiz bu sorunun cevabını hepimiz biliyoruz. Bu noktadan sonra oturup annemi anlatmaya devam etmeyeceğim. Şimdi biraz daha genel görünüşe bakalım ve toplumumuzun sosyolojik gelişimini sekteye uğratan şu darbelere geri dönelim. Deyinmeden geçmeyeceğim; içine sevgiden çok korku ekilen çocukların ayakları yere sağlam basmaz. Anneler ve babalar şu ana kadar anlatmaya çalıştığım olumsuz şartlarda büyüdüler ve büyüttüler. 70’li yıllar geride kalmak üzereydi. Annem benle beraber 77 ve 79 yılının güzel ekinlerini de sevgiyle canla başla yetiştirmeye çabalarken ilkokul çağım yoğun isteğim üzerine 1yıl erken başlayacaktı. Heyecanım dorukta ilkokul alışverişleri yapılıyor ve çok mutluyum derken…
Üçüncü Darbe: 1980, 12 Eylül
Sokaklarda kalabalık bir grup önde ve arkasında koşuşturan polisler. İlkokul yılımda sokağa çıkmanın mümkün olmadığı durumlar yaşıyorum. Anneciğim korkuyorum… Annem ve babam çocukken yapılanlar şimdi bana yapılmaya başlanmıştı. Ülkem insanlarının arasına nifak tohumları atılıp yine birbirine düşürülüyordu. Bu emperyalist (sosyolojik çökertme) hareketiyle nesiller boyu devam ettirilmesi planlanan bir oyun oynanıyordu. Böylece başımızı kaldırıp geleceğe bakmamız engellenecekti… Anlamadığım şey; hiç mi ders alınmaz tarihten?
Hayat Bilgisi…
Siyasiler politik güçlerini beslemek adına neden bu oyuna gelirler? Haksızlık edemem. 1980, 12 Eylül öncesinde halkını korumak ve yaşatmak için ülke yönetimine talip olmuş, güvenilmiş, sevgi ve barış ortamını sağlamış, baskılara boyun eğmemiş, dünyayı karşısına almış cesur bir adam da gelmiş başımıza. Doğduğum yıl bu cesur özü sözü bir adamın sevgisini yüreğinde taşıyormuş bu halk. Bana da ismimi vermiş ne diyeyim toprağı bol olsun…
1980, 12 Eylül
TSK tüm siyasileri birden cezalandırmıştı. Alın işte mutlu musunuz gaflet içinde olanlar? Bir darbe daha geldi başımıza… 80 sonrası şirazesinden çıkmış politikacılar bir süre tatil yaptılar. Şimdi karşımıza çıkıp günah çıkaranlar bile var aralarında. Kimse kızmasın zaten içimize ekilen bu kızgınlık tohumları hatalar yapmamıza sebep oluyor. Kadınlarımız erk düzenin baskıları altında kendilerini geliştirmeye ve doğal olarak çocuklarını bir yaşa kadar korkuyla terbiye etmeye devam ediyorlar. Onları suçlayamayız suçlular belli. Suçlu bize gelecekle ilgili korkular yaşatmaya devam eden politik yaklaşımların sahipleri.
Son Darbe 1997, 28 Şubat
Hayatının dönüm noktalarında darbeler yaşamış anne, baba ve çocuklar. Bakınız yakın tarihimize; yine içine kapanmış bir toplum olmamız yönünde besleniyoruz. Birileri hakkımızda hayırlı olmayan her politik düşüncenin arkasında duruyor, birileri bizi içten bölmeye çalışılıyor. Ülkemizin doğusuna musallat olan terör belası bizleri darbeler kuşağını yaşamak zorunda bırakanların icadı. Askerimiz Cumhuriyet kazanımlarını tehlike altında görüyor ve sözüm ona birkaç aydın siyasilerin günahlarını askerin üstüne yıkmaya çalışıyor. Darbelere taraftar olmamız mümkün değil ama bizi bu noktalara getiren yanlışları ve seçimlerimizi düşünebiliriz.
Son olarak sana bir sözüm daha var emlak zengini şovenist adam. Elindeki kara kutuyu kara zihniyetlere ve politikacılara çevir. Ya da göremediğin kadınların sorunlarına değinecek projelere. Ne o cesaretin yok mu? Maddi kazançlarını ülke değerlerinin üzerinde mi tutuyorsun? Ne yaparsan yap bu senin bir korkak olduğun gerçeğini değiştirmeyecektir. Bir dönemi eleştirdiğini düşünüyor ve bu dönemin sancılarının gerçek suçlularını görmezden gelip, küçük hesaplarla popülerliğini katlamaya çalışıyorsun. Sen kim olduğunu biliyorsun Popüler Kültür Bağımlısı Sahte Kahraman…
BK.
okuyalım kızlar .kendi hayatımızı kendimiz güzelleştirelim kimseye güvenmeden kendi ayaklarımız üzerinde durmayı öğrenelim.bunu ancak okuyarak,eğitim alarak başarabiliriz.